yazıların kaderi kederdir.
okuduklarımız iyilik öğütleyen anlamlar içerirse, zırva gibi gelir. yalnız hüzün, kelimeleri ağırlaştırır. karamsarlık, metni bir tablo haline getirir. sanki bir ressamın fırçasındaki çığlığı duyarız noktalama işaretlerinde. mutluluk hafiftir. gülümsemek anlıktır. yalnız efkar, tüm bedeni boğar. iyiliği yalnız yüreğinde hissederken insan, kötülüğün sancısı parmak uçlarında gezinir. bu metinlerin içindeki serzenişlerse eğer mühim olan, okumakla öğrenmez insan. hissetmelidir. fark etmelidir. kelimelerin oturacak yer bulamadığı bir davette, şaşkınlık müdahildir. şaşırmışlık. aklını kaçırmışlık. düşün ki metin bir perdedir hislerimize. yazdıklarımın aralığından hislerimin dikizlendiğini hissedebiliyorum. düşün ki bugün bir sonuçtur dünlerimize. geçmişte yazdıklarıma bakınca, kendimi tanıyamıyorum. bir gün önceye baktığımda kendimi tanıyamıyorum. bir saat önceye baktığımda, ben ben değilim. size yemin ederim, birkaç dakika önceki ben olmak isterdim. biraz ego, biraz bilmişlik, biraz inat......