sobanın göbeğinde tutuşan kömür, kömürü tutuşturan kısacık ömür. değsen yanarsın, kaynıyor demir, dağlıyor yürek, farz oldu küfür. pencere küpeştesinde kanadı kırık kuş, uç uçabilirsen uç. önünde güller, arkanda bıraktığın sevinçli dünler, heybende günah bekliyor ödüller. çaresiz ihtiyar, bir yanı eksik, tek bacak aksak, gönülde noksan, kaçırdı gözlerini melek ve şeytan, tek başına uykuda, yaş tam doksan. gördüğü tek rüya, her gece bıkmadan, elinde baston, yanında evliya, bilmece çözer ihtiyar, kimseyi sıkmadan, ok gibi gerilir yaydan hiç kopmadan. köy kahvesindeki o isli hava, düştüğüm sokakta, aldığım yara, bildiğim yeter, yanıldığım yetmez milyonlara... sebepsiz hatalara kalkan kadehler, sebepsiz günahlara açılan eller, sebepsiz sevinçlere yetmez şükürler, sebepsiz nefeslere kim anlam yükler?