Kayıtlar

Mart, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

bilmez

kirli sayfalar temiz kelimelere hasret, masum kalemlerle lekelere bir davet, zan üstüme düştükçe hafifler adalet, bilmez ki, bilse de ne desin Ahmet.

bir çay

bir çay yıkıldığında tüm binalar deminde kederle bulanmış ateş enkaz gibi çökmüş bir demlik çay. bir çay savaşın tam ortasında tablasında birikmiş kurşun mezar olmuş askere bir demlik çay. bir çay sevilen kız çocuğunun düğününde biraz hüznü bastıran iki kıtlama şeker nikah masasının ortasında bir demlik çay. bir çay bardağında hayat her yudumunda nefes, toplum dediğin yalnız bir demlik çay.

her hareketimiz kısıtlanmış.

sobanın göbeğinde tutuşan kömür, kömürü tutuşturan kısacık ömür. değsen yanarsın, kaynıyor demir, dağlıyor yürek, farz oldu küfür. pencere küpeştesinde kanadı kırık kuş, uç uçabilirsen uç. önünde güller, arkanda bıraktığın sevinçli dünler, heybende günah bekliyor ödüller. çaresiz ihtiyar, bir yanı eksik, tek bacak aksak, gönülde noksan, kaçırdı gözlerini melek ve şeytan, tek başına uykuda, yaş tam doksan. gördüğü tek rüya, her gece bıkmadan, elinde baston, yanında evliya, bilmece çözer ihtiyar, kimseyi sıkmadan, ok gibi gerilir yaydan hiç kopmadan. köy kahvesindeki o isli hava, düştüğüm sokakta, aldığım yara, bildiğim yeter, yanıldığım yetmez milyonlara... sebepsiz hatalara kalkan kadehler, sebepsiz günahlara açılan eller, sebepsiz sevinçlere yetmez şükürler, sebepsiz nefeslere kim anlam yükler?