Kayıtlar

aşk benden korkak

iki yurdum var, biri vatan biri sen. bir yudum çayla, şeker hem de kıtlama ay ve yıldız, ben ve bir kız. elimde eskiyen tesbihler uçak camından tutkuyla hırs, akreple yelkovan yetişmeye çalıştığım toplantı tertemiz bir saplantı bir sana, bir bana papatya yaprakları, hep sana yanaklarım ıslak, yapışkan özlem ve özlem hasret ve hasret kavuşmak memleket ve toprak aşk benden korkak

arkama bakmayacağım

nasıl olsun iyiyim bu sıra kalkamadım düştüğüm yerden ama ne aşktan, ne para, ne aile efkarımın sebebi öfke öfkeyle uyanıp elemle nefes almak  bildiğim yok bilmediklerimle yaşamak gördüklerime inanmadan görmediklerime iman ve kusurlar ve heyecan ve endişe ve zamanla anladıklarım dinlediğim müzikler içtiğim kahveler öylesine sabah erken uyandım öylesine kötü alışkanlıklarımı bıraktım öylesine sigara içerim bir tek dumanında anlam dudaklarımda duman dumanda kelimeler ve hep söylediğim umut inanç fikir ideal hedef ve sona hazırlanmak kendi yağında kavrulmak ben düşmanım anı yaşamaya düşman carpe diem bilmem hep ileriye dönük istikamet hesapları hiç tutmayan planlar hep başarısız hep değil aslında yeterince başarısız ama olacak en son umutlar ölür ben daha ölmedim belki sadece aşk olmalı sarılınca ona unutmalıyım tüm hedefleri itibarım paspas olmalı ayakları altına otoritem yemek masasında kızıma olmalı gururu yalnızca oğlumla duymalıyım ailemi korumalıyım belki olmaz belki sadece iş o...

mecburu sırtladım

bana sevda masalı anlatma kardeşim dinledim, dinledikçe imrendim imrendim, imrendikçe yanıldım yanıldıkça anladım kardeşim hakikat ağırdır ve kuvvetlendim nefes aldıkça hakikati sırtladım şüphe filizlendi ruh bahçemde kökünden sökemedim zaman kıvrıldıkça kıvrıldı sıkıştı kalbim sıkıştıkça sevmek ağırdır ve kuvvetlendim nefes aldıkça sevmeyi sırtladım gözler gördüm gerçek saklayan sözler işittim kirler aklayan kirler akar nehirden kirli fikirler sormak ağırdır ve kuvvetlendim nefes aldıkça sormayı sırtladım sarıldım her gece  huzur bildim heves ettim, kanım kaynadı sıcak bildim, aşk bildim aşk ağırdır ve kuvvetlendim nefes aldıkça aşkı sırtladım hatırladım unutmam gerekenleri onlarca anı, yüzlerce resim samimiyet ve neşe ve güneş artık gökyüzünde adresim anılar ağırdır ve kuvvetlendim nefes aldıkça anıları sırtladım şehirler gezdim peşinden harap niyetler bozdum, tövbeler ettim hedefler koydum anca zahmettim, sırf bi zahmettim zahmet ağırdır ve kuvvetlendim nefes aldıkça, zahmeti sı...
kaybedecek bir şeyim kalmadı yani kazanmaya mecburum

şükretmek

şükür, iyiye sahip olduğundan değil kötüye sahip olmadığından dökülür insanın dilinden. devir bize şükredenlerin sisteme itirazlarının olmadığını ve dışlanması gerektiğini göstersin. durum öyle değildir. çocukluğumda fakirlik zamanlarımızı hatırlıyorum. elektrik faturaları ödenmediği için karanlıkta kaldığımı anımsıyorum. dolabı açtığımda zeytinden farklı yiyecek bulamadığımı bilirim. o zaman şükrederdi ailem ki dışarda zeytini bulamayanlar var. başını sokacak çatı bulamayanlar var. yedi kişi yaşadığımız zamanlardı evde. yedi elma girer herkesin bir hakkı olurdu. et nadir yerdik. kara lahana diye bilinen pancar çorbasını mısır unuyla yapılmış ekmekle yerdik. o lezzete paha biçemezdik. fiili bir şükürdür bu. bilirdik ki evinde anası babası hasta olanlar var. bilirdik ki anası babası olmayanlar var. bilirdik karnı aç olanlar, okuyamayıp çocuk yaşta işçi olanlar var. okulda aç kaldığım için kızmadım aileme, okula gittiğim için şükrettim işte. aileme hiç yükleyemedim aldığım nefesin soruml...

eyvah geçen kör yıllarım

ankarada yaşadığım karmaşık duyguları istanbul yaşatamamıştı bana. ulusta hissettiklerimi pendikte farkedememiştim. kızılayda içtiklerimi kadıköyde denememiştim. tunalıda gördüklerimi caddebostanda görmemiştim. bahçelide koştuğum kadar taksimde koşmamıştım. sokak sokak bildiğim semt kızılayda, karanfil metro çıkışında dost kitabevinin önündesin. kaldırımdan bozma bankın üzerinde, ayakların yere değmiyor. masum değilsin. on yıllar önce sağ sol kavgalarının döndüğü sokakta sevda kavgasındasın, yazık. sağında ve solunda daha neşeli anlar mevcut. metronun bulvar çıkışında, otobüs duraklarının üstünde ot kafe var. orda çılgın tavuk yemenizi tavsiye ederim. zamanında çok severdim. hep bir iştahla sipariş verirdim. şimdileri aynı tadı alamıyorum. sevdiklerinle yediğinde lezzetlenen bir yemek. sanırım öyle. ordan meşrutiyete yol uzanırsa, devam et. karanlık işlemeye başladığında, konur sokaktasın. merdiven boşlukları çizimlerle dolu bir apartmanda. araftafaraydasın. eskiden güzel makarnalar ya...

delikanlı kaygısı

hep iyi huylarıyla tarif edilen delikanlı gözleri büyümüş etrafı sessiz kaygısıyla hevesi düello meydanında kendi hakem bile değil seyreder dışarıdan aşılması zor dik duvarların köküne ucuz beton dökülmüş o layıkmış köksüz kalmış meğer sur olacakmış öksüz kalmış yoksa kul olacakmış sıskaymış aslında gürbüz olacakmış dağ başında görkemli kaya sanmış kendini dermana aldanmış derdini  bükmüş bükebildiğince gerçeklere kör gözlere hiçin ta kendisi dile yük sözlerin arasında hafif küfürler meşrepsiz sokakların kaldırımları masum üç kuruşluk meslek kuvvetli küpürler güçsüz kadınların dilinde kurşuni kelam günün çilingiri büyük şirketler dev holdingler para dolu çantayla maymuncuk vazifesi körlerin kurduğu barikatlar engelli sloganlar sakat iradeler özürlü vasıfsızlar ordusunun komutanları akıllı değiller, zekiler tilki değiller, çakallar senin ardından imrenerek bakarlar delikanlı ince uzun, köksüz duvarları surlardan güçlü kalbe deva, derde düşman, akla sabır her nefeste yakınlaşan alevl...