aşk yazısı gibi görünen bir yazı.

sakin kalman şartıyla sevebilirim seni. şımarmaman kaidesiyle. çünkü kara kaşına kara gözüne sevmiyorum. hoşuma gidiyosun. durum benle alakalı yani, senlik değil. tuhaf tuhaf şekiller alacaksan hiç girmeyelim bu topa. zaten tonla sıkıntı bulutu dolanıyor gökyüzünde. hatta evimde de dolanıyo bazı bulutlar. bu bulutların altında bi de sen gölge yapma. ya güneş gibi doğ hayatıma, ki çok hoş olur, ya da sal beni. üzülmüyorum çünkü. hoş sevinmiyorum da. şöyle uzun zamandır sevindiğimi falan hatırlamıyorum, söyleyeyim. sonra beni anlamadığını söyleyip ilişkiyi bulanıklaştırma. ben de anlamıyorum kendimi. farkettiysen bu bi aşk yazısı değil. maksadım, bilinmiyor. sevinmememin sebebi de hayatımın efkar dolu olması değil, gayet keyifli yaşıyorum aslında, mutlu da diyebilirsin bana. ama ben diyemem. yalandan gülmeye alıştım. artık yalandan üzülüyorum. içim yalan dışım dolan oldu artık. bu bana etik açıdan bi eksiklik verebilir mi? verirse versin, çokta sikimde. pardon, küfür ettim. daha iyi tanımlayabilseydim sizin eğlendiğiniz konularla arama koyduğum mesafeyi, küfür etmezdim. bir insanı ne mutlu eder? şimdi verdiğin cevabı aklında tut. geçen zaman çok kısadır, üzerine gittiğimiz yıllar ise çok uzak. ama her gün ömrümüzün kısalmasının sebebi ölmeye yaklaşmamız değil, geçmişte kalan günlerimizin bize kısa gelmesidir. düşünüyorum mesela bu yaşıma gelene kadar bu yaşımın hayalini kurardım. fakat şimdi elde ettim, pek bi numarası yokmuş. geçmişte çok mutluyum dediğim anlar oldu, hepsini unuttum. çok sevindiğim, kahkahalar atarak yere yattığım anları hatırlıyorum. bi rol değildi, yalandan gülmüyordum. ya da öyle sanıyordum. şu an farkediyorum ki hepsi geçti, ve anlamını yitirdi. şimdi verdiğin cevabı düşün, ömür boyu seni mutlu edecek bir şey mi düşündün, tebrikler çok iyisin. eee? şimdi öldün noldu, mutlu musun yine de. madem sonunda bu evren dediğimiz boşlukta kaybolacak mutluluk, benim heyecanım baki kalmayacak madem, öyle işi sikiyim. pardon, küfür ettim. hep derlerdi ki dünyaya bir kere geliyorsun. hayatı dolu dolu yaşa. dimi, dünyanın en boktan tavsiyesi. madem bi kere geliyorum, niye sürekli kendimi bir şekle sokmaya çalışayım. dünyanın en zengin adamı olsam ne olacak? ölmeyecek miyim? veya çok mutlu bi insan oldum, kendi çapımda, n'olacak? ölücem yine dimi? anlamını yitirecek. o zaman geride kalanların beni hatırlaması için çalışmalıyım! geride kalanlar doğmamış oğlumun çükünü yesin. umurumda değil. hoş niye olsun. yani geride kalanlar beni hatırlasa n'olacak. var mı bi anlamı? şimdi mesela, tüm dünyanın tanıdığı birini düşünün, ölmüş olsun ama. düşündüğün kişi bunu başarmış, bunun anlamı nedir? yani atıyorum onun kitaplarını okumamızın, veya sizin ben öldükten sonra bu yazıyı okumanızın anlamı nedir? adımı tüm dünya bilse ne olur ben bir keyif almıyorken. yaşasam nolur ölsem ne olur. ne farkeder? ne manası var? sakin ve makul kalmak lazım, o şartla sevebilirim seni. sen sevemezsin ahmet, ne manası var dediğinizi duyar gibiyim, manası var diye sevmiyorum zaten. onunda bi manası yok. sadece birini sevince yükümü hafifletiyorum. çıkarcıyım yani. sen öyle diyebilirsin. deyi ayrı yazsam ne yazmasam ne?

Yorumlar