bataklık.
Komşusu, annesine seslendi. Çocuğu yollamasını, bakkala göndereceğini söyledi. Çocuk mahalle kültürüne haizdi. Bilirdi ki kimin sigara, ekmek, tuz ihtiyacı var çocuklar gider bakkaldan alırdı. Zaten köydeydi. Komşusu memur emeklisiydi. Sürekli çocuğu bakkala yollayıp, paranın üstünü de çocuğa bırakırdı. Normalde verilenden fazla harçlık eline geçerdi çocuğun. Ayakkabılarını giydi, deterjan almak için yola koyuldu. Köyün üç tarafı dağlarla çevriliydi, yeşildi. Çimenler yerine göre uzun yerine göre kısaydı. Yalnızca evlerinin karşısındaki dağ kayalıklarla doluydu. En tepesinde de yaz kış farketmeksizin erimeyen karlı kayalıklar bulunurdu. Çocuğun üzerinde dizine kadar uzanan bir mont vardı. Bakkal yakındı ancak çocuk evlerinin arkasında alabildiğine yeşil olan alandan ilerledi. Hava dumanlıydı. Öyle yürürken bakkala doğru, bir adımı çamura denk geldi. Onun yanına diğer ayağını attığında bataklık olduğunu anlamıştı. İleriye doğru atıldı hızlıca, bu kez dizine kadar batmıştı. Dumandan etrafını göremiyor, etraftakiler onu işitmiyordu. Çıkmaya çalıştıkça battı. O an çözüm üretemiyordu. Komşunun verdiği para çamur olmuştu. Beline kadar battı. Eve dönünce yiyeceği dayağı düşündü. Ürktü. Hızlıca çıkmaya çalıştı. Daha derine batıyordu. Sonunda korkudan bağırmaya başladı. Biraz sonra Hamid Dede belirdi atıyla. Kenarda duran ince odunlardan birini kaptı. Çocuğa uzattı. Çocuk heyecanla atıldı. Hamid Dede, yavaş haraket etmesini ve sakin olmasını söyledi. Çocuk söyleneni yaptı. Birkaç dakikalık debelenme sonucu, çocuk bataklıktan kurtulmuştu.
Yorumlar
Yorum Gönder