Kayıtlar

n'apacağım?

düşüncesizliğe karşı, öfkeliyim. duygularımı kontrol edemeyeceğim bir rafa kaldırıyorum. bekliyorum. benim sıramı bekliyorum. bu bekleyiş beni sakinleştiriyor. hakediyorum. farkında olmak bu hakedişimi, beni acınası bir hale sokuyor. kabul ediyorum. ama güçlü savunmalarım var. kendimi dahi ikna edemedim gerçi. olsun. mantıklı savunmalarım var. bir sokak kedisinin yapışmış tüylerinin sıradanlığı üzerimde. bilmiyorum. n'apacağım?

keşkelerle yaşamadan, bi ölebilseydim

gerçekleri hep sonradan öğrendim alkışlandım, ama tek sorun bendim derdim, derdimi diyebilseydim bu kadar yılanı görebilseydim önceden bilebilseydim zaman geçti, durdurabilseydim keşkelerle yaşamadan, bi ölebilseydim. bütün insanlığa şöyle bi ağız dolusu hiç çekinmeden bağıra çağıra sövebilseydim insanım diye geçinip, arkadan iş çevirip, düşüncesizce didinip, milleti üzebilseydim. yokluğunu hissettiğimin, varlığına şükretmeseydim. bomboş yaşasaydım hayatı, dümdüz yürüseydim sokakta, tek tek dokunsaydım insana, bembeyaz çiçekleri koparsaydım. düşünmeden var olsaydım, mutlu etmek istemeseydim kimseyi nasıl özetleyim hadiseyi bilmiyorum, yıldım, tükeniyorum. yalnızlık keyif veriyor dedim diye, yalnızlık bile terketti, niye? korkum, kimsesiz kalmak değil, kalabalıkta kaybolmak, korkum, kandırılmak değil, yanlış anlamak. şimdiyse size bakıyorum, şiirimde bir bütünlük arayan gözler görüyorum sizi biraz yoruyorum, ama emin olun, bunun için yazmıyorum.

bu an bi tuhaf

  bu an bi tuhaf, ellerinde yalnızlık diploması yüzünde gururlu bir ifade sükunet ve özgüven bu an bitmek bilmez konuşmalar, söz olmasa dahi müesseseden gülüşmeler, bilinmeyen bi arayış sarar suratları biliyormuşçasına konuşmalar, inkar etmeler, kavgalar ardından barışmalar, bu an bi tuhaf bi perde var sanki önünde, ordan görüyorsun anlam yüklemeye çalışıyorsun, öyle anlamsız işlere, düşünüyosun, düşünüyosun, bulamıyosun aramaktanda erinmiyosun, bu an bi tuhaf, işin tuhafı, her an bi tuhaf.

gezinti

kızılay sokaklarında yürüdüm öylece herkesten uzaklaşmak için fakat bir tanıdık yüz de görmek umuduyla kaldırımlarda sokak acıları benim evcil duygularım bir kez olsun durmadım hava pek açıktı, çok soğuk kokuları sizin bildiğiniz gibi ayırt edemedim kötü kokuları aldım yalnızca kafatasım içe doğru erimeye başladı öfkeden kudurdum, kudurdukça yürüdüm bir kez olsun durmadım içimdekileri durdurmak için durmadım nefesim kesildi bir ara yine durmadım biri yardım etmeye kalkar diye korktum kimseye söyleyemezdim bu benim sorunum, bu benim hatam bu benim akılsızlığım yalnızca kötü bir insan sarrafıyım insanlığın saf tarafıyım bir kedi gördüm, tavuk gibi oturan onun rahatlığını aldım üstüme sıkıca sarıldım, her tarafımı örttüm bağırmadım, ağlamadım, kimseyi kırmadım tükenmedim, bitmedim, sürüklenmedim çalıştım, didindim, alıştım ankara sokaklarına karıştım onun gibi siyah beyaz,  onun gibi yokuş oldu içim, sonunda kendimle barıştım evime döndüm.

ruhu şad olsun

gençliğim zehir gibi vücudum içeriden erimiş duygularım tüketmiş kendini umutlarım bitmiş silmiş hatıralarım kendilerini hafızamdan odamın camından dumanla çıkmış kinim, öfkem, sinirim, şüphem dualar yüksek sesle okunmuş içimde sıradaki sela benden herkese gelsin keza ölmüş içimdeki çocuk güvenmekmiş onun ilacı  aldatılmış, bırakmış güvenmeyi o yüzden reçeteye uymadığından, sonu gelmiş ölmüş içimdeki çocuk, ruhu şad olsun
  peynir kokusu alıyorum kolaçan etmem gerek dört bir yanımı bir şekilde kıstırıcam kuyruğumu alacak bir tuzak canımı biliyorum ama yerimde duramıyorum sıkıldım yaşamaktan karanlıklarda aydınlığa çıkmak istiyorum biri üstüme basacak tam da yaşamaya başladığımda özgürce koştuğumda sokaklarda gönlümce bir taş ezecek beni biliyorum yine de koşacağım bir gün yiyeceğim o peyniri ölüm pahasına istemiyorum, sakın hiçbir kedi gelmesin yasıma sizce yalnız ölmekten daha mı güzel tutsak yaşamak?

durdum

  durdum her şey ilerledi zamanda uçtu kuşların kanatlarında kelebekler insanlar beni görmeden geçti yanımdan içildi sigaralar, yendi yemekler baktı ufak bir kız çocuğu gözlerime gülümsedi, el salladı, çağırdı beni durmayı bıraktım heyecan indi dizlerime yalnız bir kız çocuğu farketti beni yürüdüm, hızlandım, koşmaya başladım zamanı kovalamaya çalıştım uzun zaman oldu, alıştım meğer çocukmuşum, küçücükmüşüm ufacık gözleriyle anca o görmüş beni meğer yanılmışım, yalanlarla sarılmışım yalan bilmemiş biri gülmüş bana meğer bitmişim, tükenmişim yeni başlamış biri çağırmış beni...