Kayıtlar

değişti.

eskiden kağıt kalem kullanırdım, değişti, ellerimin altında klavye var artık. eskiden çok severdim, değişti, hiçbir şey kalmadı artık. eskiden çok gülerdim, değişti, oldukça öfkeliyim artık. eskiden içmezdim, değişti, kanımdaki oran, fazladır içtiklerinizden. eskiden çok takardım, değişti, yoluma devam ediyorum artık. eskiden koşardım sabahları, değişti, çıkamıyorum yataktan artık. eskiden hedeflerim vardı, değişti, ne giydiğim bile umurum değil artık. eskiden efkar bile anlamlıydı, değişti, o da sıkıntı değil bana artık. eskiden çok soru çözerdim, değişti, herhangi bir şıkkı işaretleyip geçiyorum artık. eskiden olsa bu şiiri uzatırdım, değişti...

bu şiir sokakta yazıldı

sevenler, sayanlar, beni dost bilenler değer verenler büyük abiler güzel kızlar kardeşler, ahbaplar sesiniz geliyor arkamdan, birileri var arkamda. halimi hatrımı soranlar, benim dertlerimle yorulanlar, benimle bozulup, benimle kurulanlar, akrabalar, hısımlar sesiniz geliyor arkamdan, birileri var arkamda. bir sokak tabelası altında bu şiiri yazıyorum, gerçekten ses geliyor arkamdan, doğruluyorum, dönüyorum arkaya, meğer yanlış duymuşum, burası bir istasyon benim gördüklerim yalnızca halüsilasyonmuş. sanmışım ki beni sevenler yanımdadır, yanılmışım sanmışım ki dostlar, ahbaplar yeter, yanılmışım sanmışım ki hep umut var, yanılmışım sanmışım ki ben benmişim, yanılmışım. ne kadar atsam da çığlık beni duymaz bu şehir. nasıl yapsam da alsam gönlünüzü nasıl etsem de dinletsem kendimi. hepinizin kötü olmasına imkan yok, kesin yine ben hata yapmışımdır.

aşk yazısı gibi görünen bir yazı.

sakin kalman şartıyla sevebilirim seni. şımarmaman kaidesiyle. çünkü kara kaşına kara gözüne sevmiyorum. hoşuma gidiyosun. durum benle alakalı yani, senlik değil. tuhaf tuhaf şekiller alacaksan hiç girmeyelim bu topa. zaten tonla sıkıntı bulutu dolanıyor gökyüzünde. hatta evimde de dolanıyo bazı bulutlar. bu bulutların altında bi de sen gölge yapma. ya güneş gibi doğ hayatıma, ki çok hoş olur, ya da sal beni. üzülmüyorum çünkü. hoş sevinmiyorum da. şöyle uzun zamandır sevindiğimi falan hatırlamıyorum, söyleyeyim. sonra beni anlamadığını söyleyip ilişkiyi bulanıklaştırma. ben de anlamıyorum kendimi. farkettiysen bu bi aşk yazısı değil. maksadım, bilinmiyor. sevinmememin sebebi de hayatımın efkar dolu olması değil, gayet keyifli yaşıyorum aslında, mutlu da diyebilirsin bana. ama ben diyemem. yalandan gülmeye alıştım. artık yalandan üzülüyorum. içim yalan dışım dolan oldu artık. bu bana etik açıdan bi eksiklik verebilir mi? verirse versin, çokta sikimde. pardon, küfür ettim. daha iyi tanı...

n'apacağım?

düşüncesizliğe karşı, öfkeliyim. duygularımı kontrol edemeyeceğim bir rafa kaldırıyorum. bekliyorum. benim sıramı bekliyorum. bu bekleyiş beni sakinleştiriyor. hakediyorum. farkında olmak bu hakedişimi, beni acınası bir hale sokuyor. kabul ediyorum. ama güçlü savunmalarım var. kendimi dahi ikna edemedim gerçi. olsun. mantıklı savunmalarım var. bir sokak kedisinin yapışmış tüylerinin sıradanlığı üzerimde. bilmiyorum. n'apacağım?

keşkelerle yaşamadan, bi ölebilseydim

gerçekleri hep sonradan öğrendim alkışlandım, ama tek sorun bendim derdim, derdimi diyebilseydim bu kadar yılanı görebilseydim önceden bilebilseydim zaman geçti, durdurabilseydim keşkelerle yaşamadan, bi ölebilseydim. bütün insanlığa şöyle bi ağız dolusu hiç çekinmeden bağıra çağıra sövebilseydim insanım diye geçinip, arkadan iş çevirip, düşüncesizce didinip, milleti üzebilseydim. yokluğunu hissettiğimin, varlığına şükretmeseydim. bomboş yaşasaydım hayatı, dümdüz yürüseydim sokakta, tek tek dokunsaydım insana, bembeyaz çiçekleri koparsaydım. düşünmeden var olsaydım, mutlu etmek istemeseydim kimseyi nasıl özetleyim hadiseyi bilmiyorum, yıldım, tükeniyorum. yalnızlık keyif veriyor dedim diye, yalnızlık bile terketti, niye? korkum, kimsesiz kalmak değil, kalabalıkta kaybolmak, korkum, kandırılmak değil, yanlış anlamak. şimdiyse size bakıyorum, şiirimde bir bütünlük arayan gözler görüyorum sizi biraz yoruyorum, ama emin olun, bunun için yazmıyorum.

bu an bi tuhaf

  bu an bi tuhaf, ellerinde yalnızlık diploması yüzünde gururlu bir ifade sükunet ve özgüven bu an bitmek bilmez konuşmalar, söz olmasa dahi müesseseden gülüşmeler, bilinmeyen bi arayış sarar suratları biliyormuşçasına konuşmalar, inkar etmeler, kavgalar ardından barışmalar, bu an bi tuhaf bi perde var sanki önünde, ordan görüyorsun anlam yüklemeye çalışıyorsun, öyle anlamsız işlere, düşünüyosun, düşünüyosun, bulamıyosun aramaktanda erinmiyosun, bu an bi tuhaf, işin tuhafı, her an bi tuhaf.

gezinti

kızılay sokaklarında yürüdüm öylece herkesten uzaklaşmak için fakat bir tanıdık yüz de görmek umuduyla kaldırımlarda sokak acıları benim evcil duygularım bir kez olsun durmadım hava pek açıktı, çok soğuk kokuları sizin bildiğiniz gibi ayırt edemedim kötü kokuları aldım yalnızca kafatasım içe doğru erimeye başladı öfkeden kudurdum, kudurdukça yürüdüm bir kez olsun durmadım içimdekileri durdurmak için durmadım nefesim kesildi bir ara yine durmadım biri yardım etmeye kalkar diye korktum kimseye söyleyemezdim bu benim sorunum, bu benim hatam bu benim akılsızlığım yalnızca kötü bir insan sarrafıyım insanlığın saf tarafıyım bir kedi gördüm, tavuk gibi oturan onun rahatlığını aldım üstüme sıkıca sarıldım, her tarafımı örttüm bağırmadım, ağlamadım, kimseyi kırmadım tükenmedim, bitmedim, sürüklenmedim çalıştım, didindim, alıştım ankara sokaklarına karıştım onun gibi siyah beyaz,  onun gibi yokuş oldu içim, sonunda kendimle barıştım evime döndüm.