zaman zaman
bireysel bir yaşamın toplumsal endişeler içerisinde eriyip gittiğini fark ettiğim hiç iyi olmadı. tuğlalar yerine bahanelerle ördüğüm duvarların üstüme düşebileceğini hiç düşünmemiştim. meşguliyet bir erteleme metoduymuş, fark etmemişim. alışmakla unutmak arasındaki farkı kavrayamamışım. geçmişle gelecek aynıymış anlayamamışım. efkar zaman zaman gelip gider. neşem, sigaramdaki duman kadarmış, o anlıkmış, o gecelikmiş, ertesi sabah yok olacakmış, beni tüketecekmiş, beni bitirecekmiş, bilmediklerimi fark ettirecek, bilmediklerimi öğretmeyecekmiş, öğrenmeme müsaade etmeyecekmiş. zaman sana sevinci de getirir, hüznü de. senin ne beklediğindedir olay. hoş onu da sen tayin etmezsin. ya aslında işin özü bana şu yazıyı yazdıran his. şu an bu dışavurumuma motivasyon olan lanet duygu. anlamsız, mantıksız ama yaşamaya engel olamadığım duygu. yaşamıyomuş gibi yaptığım, ona göre davrandığım, kendimi ona inandırdığım duygu. aslında bütün mesele kendim. kandırmak ne kadar etik dışı falan mevzusu...